Gönderen: teksutun | Mart 13, 2009

Sabri Efendinin Mehmed Akife Sualleri

Sabri Efendinin Sualleri
Sabri Efendi ayrıca, daha sonra yapılan ve Akif beyin de memleketi terk etmesine sebep olan, dine muhalif devrimleri kastederek:
“Milli Mücadele sırasında, Mustafa Kemal’e neden destek olduğunu” sorunca; Akif Bey:
“Anadolu Yunan ordusu tarafından işgal edilirken, tercih yapacak zaman olmadığını” söylemiş…
Bir keresinde de Sabri Efendi Akif Beye:
“Mustafa Kemal’de bir fevkaladelik görüp görmediğini” sormuş. Buna karşılık Akif Bey,
“Bir fevkaladeliği yoktu. Yalnız baktığı kimseyi ürküten, korkutan bir bakışı vardı. Gözünü diktiği insana bir ürküntü gelirdi. Bir başkalık olarak kendisinde bunu gördüm.” Cevabını vermiş.
Şaşırmadan Namaz Kılamıyorum
Mustafa Sabri efendinin oğlu İbrahim Sabri bey de Akif Beyi çok sever hürmet ederdi. “Şairi Azamımız” derdi. Bir şekilde, Akif Beye o da, Türkiye’de yapılanları, kalemiyle neden tenkit etmediğine dair merakını ihsas edince, Akif Beyin şöyle dediğini nakletmişti:
“İbrahim Bey, ben yalan söylemem; Allah’ım şahittir, yemin de etmem… Yeminim olsun ki, mecalim kalmadı; kendimi toparlayamıyorum. Bu yapılanlar bana çok ağır geldi. Perişanlığımın derecesini size şöyle anlatayım: Secdei sehivsiz namaz kılamaz oldum. Yahu namaza dalıp gidiyorum. Zihnim öyle perişan…”

Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar-2

Gönderen: teksutun | Mart 13, 2009

Yazacağımızı Yazdık

Yazacağımızı Yazdık
Mustafa Sabri efendi bu düşüncesini, Mehmed Akif’e de söylemiş:
“Akif Bey, beni yalnız bıraktınız. Yunanistan’da  Yarın Gazetesini çıkarırken, gelip bana katılmanızı beklerdim. Alimallah, sizin şiirleriniz, hazımlarımızı tarümar ederdi…” demiş.
Sabri Efendiye kendisinin bu tarizlerini, Akif beyin nasıl karşıladığını sordum.
“Akif bey çok kibar bir zattı. Gerek şiirlerini methettiğimde, gerek böyle tenkitlerde bulunduğumda, başını eğer, alnını silerdi.” Dedi. Yalnız kısa bir cevap verdiğini de nakletti. Şöyle demi:
“Efendim, vaktiyle yazacağımızı yazdık. Memleket bu hale gelmesin diye çırpınıp durduk…”

Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar-2

Gönderen: teksutun | Mart 13, 2009

Mustafa Sabri Efendinin Mehmed Akifle Görüşmeleri

Mustafa Sabri Efendinin Mehmed Akif ile görüşmeleri
Mustafa Sabri efendi ile Mehmed Akif Bey aynı yıllarda Kahire’de bulunmuşlardı. Fakat fazla görüşmezlermiş. Dargın değillermiş. Bazı vesilelerle bir araya geldikleri ve birbirlerini ziyaret ettikleri olmuş, ama çok değil.
Bu az görüşmelerinin bir sebebi de, birbirlerine çok uzak yerlerde oturuyor olmalarıdır, diye tahmin ediyorum. Akif Bey, Kahire’nin güneyinde, şehir dışında oturuyordu. Mustafa Sabri Efendi ise kuzey tarafındaydı. Aralarında altmış kilometre vardı. Ogünkü şartlarda, umumi vasitalarla, ine bine bu mesafeyi gidip gelmek çok zordu.
Mehmed Akif, Mustafa Sabri efendi Mısır’a geldiği zaman onu ziyarete gitmiş. Sabri Efendi kendisini gayet güzel karşılamış, sohbet etmişler. Sabri Efendi latife ederek:
“Akif, orada ayrıldıksa da burada birleştik. Bizi bıraktın Ankara’ya gittin. Ama işte şimdi beraber olduk.” Demiş.
Mustafa Sabri efendi, şehülislam olmadan önce, Akif Beyin azası ve başkatibi bulunduğu, Darulhikmetil İslamiyye’ye aza imiş. Orada birlikte çalışmışlar. Ayrıca Akif beyin başyazarı olduğu sebilürreşad dergisinde Mustafa Sabri efendinin yazıları da çıkmış.
Mustafa Sabri efendi, Türkiye’yi terk etmiş, yeni rejimle mücadele etmiş; Romanya ve Batı Trakya’da gazete çıkararak bu muhalefetini fiiliyata geçirmişti. Akif Bey ve benzeri dindar fikir adamlarının da kendisine katılmaları ve din aleyhine yapılan devrimlerle mücadele etmeleri gerektiği düşüncesinde idi.
Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar-2

Gönderen: teksutun | Mart 12, 2009

İstiklal Marşı en değerli tarihi parçamız

Birçok ülkenin milli marşlarını oluşturan şiirlerin 2 ya da 3 kıtadan oluştuğuna dikkati çeken Doğan, ”İstiklal Marşı tam 41 mısradır. İstiklal Marşımız tarihimizin en değerli parçalarından biridir. İstiklal Marşı’nın önemini defalarca vurgulamaktan usanmamalıyız” dedi.

Doğan, bu güne atfen TBMM Başkanlığından bir resepsiyon vermesini beklediklerini dile getirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül de İstiklal Marşı’nın kabul edildiği günün, yapılan yasa ve yönetmelik çalışmalarıyla milli günler arasına alındığını anımsattı.

Özgül, İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve özlemle andıklarını söyledi.

Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt ise İstiklal Marşı’nın kaleme alınmasıyla birlikte Tacettin Dergahı’nın daha büyük bir anlam kazandığını ifade etti.

Dergahın, Mehmet Akif Ersoy ile birlikte Cumhuriyet tarihinde anlamlı ve önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Beyazıt, ”Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak bu binanın restorasyon işini yapmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Dergah, Akif ile temsil ettiği manevi güce bir de milli güç eklemiştir.” dedi.

Törende, Mehmet Akif Ersoy’un hayatının anlatıldığı sinevizyon gösterisi yapıldı ve Yıldırım Beyazıt Anadolu Lisesi öğrencileri İstiklal Marşı’nın dizelerini okudular.

Haber 7

Gönderen: teksutun | Mart 12, 2009

Kültür Bakanından Mehmet Akif Gerçeği

Kültür Bakanı Günay, M.Akif Ersoy’un sırtına palto alacak parası olmadığı bir dönemde İstiklal Marşı için verilen apartman alacak parayı nereye harcadığını anlattı.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Mehmet Akif Ersoy’un sırtına palto alacak parası olmadığı bir dönemde İstiklal Marşı için verilen parayı, şehit ailelerinin çalıştığı bir vakfa bağışladığını söyledi.

Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 72. yılı dolayısıyla Milli Kütüphane’de düzenlenen ”Bestelenmiş Mehmet Akif Şiirleri Konseri”ne Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, eşleriyle katıldı.

Konser öncesi konuşma yapan Bakan Günay, Ersoy’un İstiklal Marşı’nın şairi olarak gönüllerde yer aldığını, özel saygıya layık bir edebiyat adamı olmasının yanı sıra eğiticilik özelliği taşıdığını belirtti. Günay, ”Safahat, bazen bir cami köşesinden, bazen Anadolu’dan, bazen İstanbul’dan millete seslenmektir” dedi.

Ersoy’un şiir ve sanatla ”çok derdi olmadığını”, hayattaki derdini ”Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek; Sözün odun gibi olsun, hakikat olsun tek” cümlesi ile anlattığını dile getiren Günay, onun geleceğe hep güvendiğini vurguladı. Günay, ”Akif, bir eğitimcidir, hakikati arayan, hakkı arayan bir insandır” diye konuştu. Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:

”O, (Vatanımızı terk etmiş gitmiş, yenilikleri içine sindirmemiş) gibi bir karalamanın gölgesi ile eğitimde yer almıştır. Bir soru işareti ile sürekli karşılaşmıştır. Milletin derinliğinden, aslından, kökünden kopmayan bir yenileşmenin daha ıstıraplı, daha köklü, daha kalıcı bir yenileşmenin arkasında sürüklenip gitmiştir.

Mehmet Akif’in, İstiklal Marşı’nı yazdığında sırtında paltosu yoktu. Sırtına palto alacak parası olmayan Akif, İstiklal Marşı için verilen ve o zaman Ankara’da apartman, arsa alabilecek olan parayı şehit ailelerinin çalıştığı bir vakfa bağışlamıştır. Akif, böyle bir büyük şair, böyle büyük bir eğitimci değil, bir büyük erdem örneğidir. Mehmet Akif’i okullarımızda ahlak eğitimi örneği olarak, bir erdem dersi olarak okutmalıyız.”

Prof. Dr. Mustafa Şerif Onaran da toplantıda Mehmet Akif Ersoy’un hayatını anlattı. Ersoy’un 7 kitaptan oluşan ”Safahat” adlı eserine, ”O benim milletime aittir” diyerek İstiklal Marşı’nı almadığını ifade eden Onaran, ”Mehmet Akif Safahat’ı yazmasaydı, Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları’nı yazamazdı” dedi.

İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu’nun verdiği ”Bestelenmiş Mehmet Akif Şiirleri Konseri”nin sanat yönetmenliğini Dr. Murat Salim Tokaç yaptı. Konserde, Mehmet Akif Ersoy’a ait, ”Ordu’nun Duası”, ”Çanakkale Mersiyesi” ve ”Bülbül” şiirlerinin bestelenmiş halleri ile İstiklal Marşı’nın diğer bestelerinden örnekler de seslendirildi.

”Çanakkale Mersiyesi”nin Segah makamındaki bestesi yorumlanırken, Kocatepe Camii Başhatibi İsmail Coşar da kaside okudu.

Haber 7

Gönderen: teksutun | Mart 12, 2009

İstiklal Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk’a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif ERSOY

Kategoriler